Günlerdir geceyle savaşıyordum sizinle buluşmak uğruna. Geceler beni sıkıyordu, dar zamanlarıyla. Uykuyu üzerime salıveriyordu her ne kadar dirensem de. Yalnız gecelerde zorluyordum göz kapaklarımı kapanmasın diye. Uykudan yaptığım bu fedakarlığı, sizin için, sizinle buluşabilmek için yapıyordum kağıt ve kalemim.
Sizi birbirinize kavuşturmak büyük bir mutluluk benim için. Yeter ki bir araya gelin, boş durmazsınız siz. Çirkinde olsa her gün bir öncekine nispeten daha güzel bir eseri bana emanet edip, vedalaşıyorsunuz.
Büyük bir amaç uğruna karar verdim, her gün sizi buluşturacağım. Benim sayemde hicran nedir bilmeyeceksiniz. Mecnun misali özlemden akmayacak göz yaşlarınız. Birlikteliğin hazzını yaşarken her gün bana teşekkür edeceksiniz.
Tüm bu fedakarlığıma karşılık sizden tek isteğim dans ederken oluşan ayak izlerinizi bana bağışlamanız. Anlaştık değil mi, benden başkasıyla anlaşmak yok bu konuda. Benimle sözlüsünüz. Bilirim vefanızı, ben sizi himaye ettiğim sürece dönmezsiniz sözünüzden.
Ayrıca eserleri itina ile oluşturun istiyorum. Baştan savarcasına yapmayın hiçbir zaman. Zira hedef büyük, kitap olmaya aday o yazılanlar. Merdivenin basamaklarından aşağı inen gözler zevk almamışsa oraya çıkmış, neye yarar.
Kalem, kağıt ve ben. Biz bir bütünüz. Dostluğumuz fedakarlık ve vefa üzerine inşa edildi. Kuralımız doğruluktan sapmamak. Ahdimiz var tutacağız ve böylece bir kitap sunacağız meraklılarına. Onlarda doğruluğu öğrenecek ve öğretecekler bu vesile ile. Ve böylece paylaşmanın hazzını yaşayacak herkes.
Cevahir Altıntaş